OSTEOGENEZİS IMPERFEKTA

Genel Bilgi

Osteogenezis imperfekta (OI), cam kemik hastalığı olarak da adlandırılan, kemik formasyonu bozukluğu yapan bir grup genetik bozukluktur ve yaklaşık 6-7/100.000 sıklıkta görülen herediter bir kemik hastalığıdır. “Osteogenez imperfekta” terimi, kusurlu kemik oluşumu anlamına gelir. OI aslında kemiklerin, tendonların, gözlerin, organların ve derinin yapısal bir bileşeni olan kolajen denilen bir proteinin hatalı sentezinden kaynaklanan, bağ dokusunu etkileyen nadir bir hastalık grubudur ve genellikle belirgin bir neden olmadan kolayca kırılan veya kırılgan kemiklerle nitelendirilir. OI ile doğan bir kişi yaşamı boyunca bu hastalığı taşımak zorundadır. Çoklu kırıklar yaygındır ve ciddi vakalarda doğumdan önce bile ortaya çıkabilir. Daha hafif vakalarda bir insan, yaşamı boyunca vücudunda yalnızca birkaç kırık içerebilir.

Figure 1: Femurun(uyluk kemiği) psödoartroz(İyileşmemiş kırık yerinde meydana gelen yalancı eklem) ve fibula kırığı ile bacak kemiklerinin kısalmasını gösteren x-ışını.

Genetik Değişiklikler/Etken Faktörler

Çoğu durumda, osteogenezis imperfekta tip I, II ve IV, otozomal dominant olarak kalıtılır. OI tip II vakalarının çoğu, spontan bir genetik değişiklikten (yani yeni mutasyondan) kaynaklanan daha önce aile öyküsü olmadan ortaya çıkar. Bu mutasyonun kalıtımı otozomal dominanttır. Klasik genetik hastalıklar da dahil olmak üzere insan özellikleri, biri babadan diğeri de anneden alınan iki genin etkileşiminin ürünüdür. Dominant hastalıklarda, hastalık geninin (anneden veya babadan alınan) tek bir kopyası, diğer normal geni “domine eder” ve hastalığın ortaya çıkmasıyla sonuçlanır. Hastanın cinsiyeti ne olursa olsun, hastalığın etkilenen ebeveynden çocuğa geçme riski her hamilelik için yüzde 50’dir. Her hamilelik için risk aynıdır. Araştırmacılar, birçok OI tipinin, iki genden birinin (COL1A1 veya COL1A2) bozulmasından veya değişmesinden (mutasyonlar) kaynaklandığını belirlemiştir. Bu genler, tip 1 kolajen üretimi için talimatlar taşır. Kolajen cilt, tendon ve sklera içeren kemik ve bağ dokusunun ana proteinidir. 2006 yılında, Ulusal Sağlık Enstitüleri’ndeki (NIH) araştırmacılar, daha önce açıklanamayan ölümcül bir cam kemik hastalığı formunun, CRTAP olarak bilinen farklı bir gendeki genetik kusurdan kaynaklandığını keşfetti. CRTAP geni, kıkırdak ile ilişkili proteini kodlar (bilgileri içerir). Bu mutasyonlar, bozukluğun resesif bir şekli ile ilişkilidir. Bu genin keşfi, 28 Aralık 2006’da New England Tıp Dergisi’nde yayınlanan bir makalede anlatılmıştır.

Belirti ve Semptomlar

OI hastaları bebeklikten ergenliğe kadar çok sık kemik kırıklıkları ile karşılaşırlar. Kemik kırıklığı en önemli bulgudur. Astım dahil solunum problemleri, kemik şekil bozuklukları, diş ve dişeti problemleri sıklıkla görülür. Diğer tıbbi özellikler ve sorunlar:

Kemik deformitesi ve kemik ağrısı Kısa boy,

Omurga eğrileri,

Düşük kemik yoğunluğu,

Gevşek eklemler, bağ gevşekliği ve kas güçsüzlüğü yaygındır.

Geç kapanmış fontaneller ve kafa çevresinin ortalamanın üstünde olması gibi kafatasının belirgin özellikleri,

İşitme kaybı 20’li yılların başında başlayabilir ve orta yaşta OI’lı kişilerin % 50’sinden fazlasında görülür.

Kırılgan dişler, (Dentinogenesis Imperfecta veya DI olarak adlandırılır), OI olan kişilerin% 50’sinde görülür. Astım dahil solunum problemleri; göğüs duvarı şekil bozukluğu ve / veya omurga şekil bozukluğu ile kötüleşebilir.

Miyopi ve retina dekolmanı(yırtılması) riski dahil görme sorunları,
Cilt hiperlaksitesi; kolay morarma Kalple ilgili sorunlar,
Yorgunluk,
Cilt, kan damarları ve iç organlar kırılgan olabilir.

OI’lı bireylerde görünüm ve hastalık şiddeti geniş çeşitlilik gösterir. Şiddet hafif, orta veya şiddetli olarak tanımlanmaktadır. Kırılma sıklığı, kas kuvveti veya dış iskelet problemleri gibi klinik özellikler (gözlemlenebilir bulgular) sadece tipler arasında değil, aynı aile içinde bile büyük ölçüde değişkenlik gösterebilir. Bazı özellikler yaşa bağlıdır.

OI’nın Tipleri;

Tip I ile tip VIII olarak tanımlanan en az sekiz tanınmış OI formu vardır. Günümüzde yapılan son araştırmalar sonucunda 15 tip OI tanımlanmıştır. OI, ilk olarak 1979 yılında bir takım bilim insanı tarafından, Sillence ve arkadaşları, sınıflandırılmıştır. OI’nın tüm tiplerinde bulunan kemik frajilitesinin(kırılgalık, dirençsizlik) şiddeti tip I < tip IV-V-VI-VII < tip III< tip II şeklinde sıralanabilir. Tip I en hafif ve Tip II en şiddetli (ölümcül), tip III şiddetli, tip IV ve V orta şiddetli OI şeklidir. Hastalığın diğer tipleri tip I ve tip II arasında bir yere düşen işaret ve belirtilere sahiptir. OI’lı birçok kişi tanımlanmış tiplerden birine tam olarak uymaz ve her bir kişide tüm özellikler görülmeyebilir. Bazı OI tiplerinin açıklamaları şu şekildedir:

Tip I, OI’nın en sık görülen ve genellikle en hafif olanıdır. Hastalığın birkaç belirgin belirtisi vardır. Genellikle çok az kemik deformasyonu olur veya yoktur. Kas güçsüzlüğü, eklem gevşekliği ve düzayaklar yaygındır. Çoğu durumda, genellikle çocukluk döneminde ergenlik döneminde meydana gelen çoklu kemik kırılmaları ile karakterize edilir. Kırıklar genellikle hastalıktan etkilenen bir çocuğun yürümeye başlamasıyla başlar; yenidoğan döneminde kırıklar nadirdir. Kırılma sıklığı genellikle ergenlikten sonra azalır.

OI tip I ile ilişkili ayırt edici bir özellik gözlerin beyazlarının mavimsi renk almasıdır. (mavi sklera). Bazı durumlarda, OI tip I’e sahip kişiler, işitme bozukluğuna (veya iletken ve / veya duyusal işitme kaybına) neden olan veya sonuçlanan orta ve / veya iç kulakları etkileyen anormallikler geliştirebilirler. OI tip I olan kişilerde üçgen yüz görünümleri ve anormal derecede büyük başları (makrosefali) olabilir. Olguların yaklaşık yüzde 50’sinde, OI tip I’li bireyler doğumdan sonra büyüme eksiklikleri yaşamakta, bu da hafif kısa boyuta neden olmaktadır (örneğin, etkilenen bireyler etkilenmemiş aile üyelerinden daha kısa olmaktadır). OI tip I ile ilişkili ek semptomlar arasında gevşek (aşırı gerilebilir) eklemler, düşük kas tonusu (hipotoni) ve kolayca moraran ince cilt bulunur. Hastalığa sahip kişilerin ortalama olarak yaşam süreleri normaldir.

Tip II, en şiddetli şeklidir ve OI hastalarının yaklaşık % 10’unu etkiler. Ciddi deformite yaygındır ve bebekler genellikle doğumdan sonra uzun süre hayatta kalamazlar. OI tip II olan bebeklerde düşük doğum ağırlığı, anormal derecede kısa kollar ve bacaklar (bacaklarda) ve gözlerin beyazlarının mavimsi renk bozulması (mavi sklera) vardır. Ek olarak, etkilenen bebeklerde aşırı derecede kırılgan kemikler ve doğumda mevcut çok sayıda kırık olabilir. Etkilenen bebeklerin bacaklarının kaburgaları ve uzun kemikleri sıklıkla yanlış biçimlendirilir. OI tip II olan bebeklerde çoğunlukla az gelişmiş akciğerler ve anormal derecede küçük üst göğüs (toraks) vardır, bu da yaşamı tehdit edici solunum yetmezliği ile sonuçlanabilir. Bazı durumlarda, etkilenen bebekler konjestif kalp yetmezliği yaşayabilir. Etkilenen bebeklerde ayrıca anormal derecede ince, kırılgan bir cilde ve düşük kas tonusuna (hipotoni) anormal derecede büyük yumuşak noktalar (büyük fonatanelle) içeren kafatasına sahip olabilirler. Bebekler oldukça küçüktür ve genellikle çok sayıda kırık, alışılmadık derecede yumuşak bir kafatası ve dengesiz bir boyun ile doğarlar. Tip 2 genellikle ölümcüldür, anne karnında ya da doğumdan kısa süre sonra solunum problemleri nedeniyle ölüm oldukça yaygındır.
Tip III, OI tip III, aşırı kırılgan kemikler, çoklu kırıklar ve biçimsiz kemikler ile karakterize edilir. Çeşitli kemiklerin (çoğunlukla kaburgalar ve uzun kemikler) kırılması ve malformasyonu, etkilenen bebekler ve çocuklar yaşlandıkça daha kötü (ilerleyici malformasyon) olabilir. Tip III OI olan kişiler kırıklarla doğarlar. X-ışınları doğumdan önce oluşan kırıkları ortaya çıkarabilir. Yetişkinliğe kadar hayatta kalan çocuklar genellikle kısa boy ve sakatlığa sahiptir. Tip III OI olan bazı kişiler bebeklik veya çocukluk döneminde ciddi, bazen ölümcül, solunum problemleri yaşarlar. Ağır vakalarda, ilerleyici kemik malformasyonu, hastalıktan etkilenen bireylerin hayatlarını tekerlekli sandalye ile devam ettirmesini gerektirebilir. OI tip III olan bebeklerde doğumda gözlerin beyazlarında (mavi sklera) hafif mavi renk değişikliği olabilir. Çoğu durumda, mavimsi belirti yaşamın ilk yılında kaybolur. Etkilenen bebekler, anormal derecede belirgin bir alın (ön bossing) ve anormal derecede küçük bir çene (mikrognati) nedeniyle üçgen yüz görünümüne sahip olabilir. Bazı durumlarda, işitme bozukluğu ve kırılgan, renksiz dişler (dentinogenesis imperfecta) de mevcut olabilir.

Tip IV, orta derecede bir OI tipidir. Bu OI formuna sahip kişiler, ailelerinde diğerlerinden biraz daha kısa olabilir, ergenlikten sonra azalan ve hafif-orta kemik deformitesine sahip sık kırıklar yaşarlar. Hastalığa sahip kişilerin ortalama olarak yaşam süreleri normaldir. OI tip IV’ü olan kişilerde sıklıkla kolay kırılan kırılgan kemikler vardır. Ergenlikten önce kırıklar daha sık görülür. Etkilenen bireyler hafif ila orta derecede kemik malformasyonu yaşar ve genellikle ortalamanın altındadır. Etkilenen bireyler, omurganın yandan ve önden arkaya eğriliğini geliştirebilir (skolyoz ve kifoz). OI tip IV olan kişilerde üçgen yüz görünümü olabilir. Çoğu durumda, gözlerin beyazları (sklera) bebeklik döneminde normal veya soluk mavidir. Etkilenen bir bebek yaş ilerledikçe, sklera soluk mavi renk solması kaybolur. Etkilenen bireyler ayrıca işitme bozukluğu ve kırılgan, renksiz dişlere de (dentinogenesis imperfecta) sahip olabilirler.

Kalıtım Paterni
Osteogenez imperfekta (OI), genetik bir hastalıktır. Vakaların çoğu (yüzde 90), vücuttaki tip 1 kollajen miktarını veya kalitesini azaltan hatalı bir genden kaynaklanır. Bu mutasyonlar baskın bir şekilde kalıtsaldır. Vakaların diğer yüzde 10’unda, baskın veya resesif bir şekilde kalıtılan diğer genlerdeki mutasyonlar vardır. Çocuklar her genin iki kopyasını alır – her bir ebeveynden bir tane. OI baskın bir mutasyondan kaynaklandığı zaman, çocuğun OI olması için sadece OI gen mutasyonunun bir kopyası gereklidir. Vakaların çoğunda, gen OI sahip bir ebeveynden kalıtılır veya gebe kalma anında meydana gelen spontan yeni bir mutasyondan kaynaklanır. Nadir durumlarda, bir ebeveyn bir OI mutasyonu için mozaik olduğunda baskın OI oluşabilir. Bu, bir ebeveynin mutasyonuna neden olan bir mutasyonun, bir ebeveynin hücrelerinin yüzdesinde bulunduğu, ancak ebeveynde herhangi bir semptoma neden olmadığı anlamına gelir.

Baskın OI sahibi bir kimsenin her bir çocuğuna bozukluk geçme şansı yüzde 50’dir. Etkilenen bir çocuk ebeveyn ile aynı mutasyona ve dolayısıyla aynı tip OI’ye sahip olacaktır. Bununla birlikte, ifade – şiddet derecesi veya kırılma sayısı – farklı olabilir. Baskın OI olan bir çocuğun etkilenmeyen kardeşleri, genel popülasyondaki herkesten OI’lı çocuk sahibi olma riskini taşımamaktadır. Resesif OI’sı olan çocuğun etkilenmemiş kardeşleri, resesif gen için taşıyıcı olma ihtimalinin yüzde 67’sine sahiptir.

Ailelerde OI

Bir çocuğun osteogenezis imperfekta ile doğmasına neden olacak temelde üç senaryo vardır.

  1. Bir Ebeveynden Doğrudan Kalıtım;

OI olan bir kişinin tip 1 kolajen için iki geni vardır – bir gen hatalı, diğeri normaldir. Bu kişi her çocuk doğurduğunda, iki genden birini çocuğa geçirir. Bu nedenle, çocuğunun hatalı geni devralması ihtimali yüzde 50’dir. Çocuk hatalı geni devralırsa, ebeveyn ile aynı tip OI’ya sahip olacaktır. Bununla birlikte, çocuk ebeveynden farklı şekillerde etkilenebilir (örneğin, çocuğun kırılma sayısı, hareketlilik düzeyi, boy, vb. Ebeveynininkiyle aynı olmayabilir). OI’li ebeveyn normal genini bir çocuğa geçirirse, o çocuk OI sahibi olmaz ve bozukluğu kendi çocuklarına geçiremez.

  1. Yeni Bir Baskın Mutasyon;

OI’lı çocukların yaklaşık yüzde 25’i hastalık öyküsü olmayan bir ailede doğar. Yani, bir çocuk, OI’ya neden olan baskın bir genetik mutasyonla doğar -hiçbir ebeveynde OI olmamasına rağmen-. Bu, çocuğun “yeni” veya “kendiliğinden” dominant mutasyona sahip olması durumunda ortaya çıkar. Gen, çocuğun doğumundan önce spermde ya da yumurtada kendiliğinden mutasyona uğramış olabilir. Artık çocuk baskın bir gene sahip olduğu için, yukarıda açıklandığı gibi, bozukluğu çocuklarına geçirme ihtimali yüzde 50’dir. Bu tür bir mutasyon için bilinen herhangi bir çevresel, diyet veya davranışsal tetikleyici yoktur.

  1. Mozaizm;

OI Tip II (perinatal ölümcül formu) olan bebeklerin doğduğu ailelerin çalışmalarında, bebeklerin çoğunun bir kolajen geninde yeni bir baskın mutasyon olduğu tespit edilmiştir. Ancak, bu ailelerin bazılarında, birden fazla bebek OI ile doğmuştur. Önceden, araştırmacılar bu nüksü(yenileme), bu tip OI formunun resesif kalıtımının bir kanıtı olarak görmüştü. Ancak daha yakın zamanda, araştırmacılar, daha önce etkilenmemiş bir ailede nadir görülen OI nüksünün, mozaikçilik denilen bir fenomen nedeniyle daha muhtemel olduğu sonucuna varmışlardır. Araştırmalar, bireysel sperm veya yumurtada meydana gelmek yerine mutasyonun, ebeveynin çoklu sperm veya yumurtalarına yol açan hücre yüzdesinde meydana geldiğini göstermiştir. Bu nedenle, ebeveyn hastalıktan etkilenmese de, üreme hücrelerinin yüzdesinde bulunan mutasyon birden fazla etkilenen çocuğa neden olabilir. OI Tip olan bir çocuğun doğduğu ailelerin yüzde 2-4’ünün sperm veya yumurtadaki bu sorun nedeniyle etkilenen başka bir çocuğa sahip olma riski altında olduğu tahmin edilmektedir.

Her iki ebeveynde de OI var ise; OI’sı olan iki kişi bir çocuğa sahipse, çocuğun bir veya iki OI genini alma olasılığı yüzde 75’tir. Çocuğun şiddetli, ölümcül bir bozukluğa sahip olması muhtemeldir (her iki ebeveyni de hafif OI olsa bile).

Teşhis Yöntemleri ve Tedaviler

Osteogenezis imperfekta teşhisi, ayrıntılı bir klinik değerlendirmeye, ayrıntılı bir hasta geçmişine, karakteristik semptomların tanımlanmasına ve çeşitli uzmanlık testlerine dayanarak yapılır. Kolajen anormalliklerinin olup olmadığını belirlemek için derinin cerrahi olarak çıkarılması ve mikroskopik muayenesi (biyopsi) yapılabilir. OI’ya neden olan genetik mutasyonun varlığını tespit etmek için bir kan örneği alınabilir ve test edilebilir. Bazı durumlarda, OI teşhisi, ultrason, amniyosentez ve / veya koryon villus örneklemesi (CVS) gibi özel testlere dayanarak doğumdan önce yapılabilir. Ultrason çalışmaları uzun kemiklerin kırılması veya eğilmesi gibi karakteristik bulguları ortaya çıkarabilir. Amniyosentez sırasında, gelişmekte olan fetüsü çevreleyen bir sıvı örneği alınır ve incelenir. Koryonik villus örneklemesi sırasında,plasenta örneğinden bir doku örneği alınır. Bu sıvı veya doku numunesi üzerinde yapılan kromozomal çalışmalar, OI’ya neden olan genetik mutasyonu ortaya çıkarabilir.

Tanı klinik muayene, kan ve idrar tetkikleri, kemik grafileri ve kemik yoğunluk ölçümleri ile konulur.

Tanı, ilgili testlerin eşlik ettiği klinik ve fiziksel bulgulara dayanır. Bunlar şunları içerir:

  • Vücuttaki kollajen üretimini değerlendirmek için bir deri örneği alınması
  • Kemik inceliklerini veya mevcut kırıkları inceleyen X-ışınları

Gebelikte 15-18. haftalarda uzuv anormalliklerini tespit etmek için ultrason kullanılabilir. Ancak, bunlar her zaman doğru olmayabilir. Daha şiddetli OI formları doğum öncesinde teşhis edilebilir. Ultrason eğilme, kırık, kısalma veya diğer kemik anormalliklerini tespit edebilir. Ancak, ultrason yüksek nitelikli bir profesyonel tarafından yapıldığında bile, OI tipini tam olarak belirlemek veya Tip II veya Tip III arasında ayrım yapmak mümkün olmayabilir.

Cam kemik hastalığının henüz bir tedavisi yoktur. Tedavinin amacı, kırıkları önlemek, kırıklar oluştuğunda şekil bozukluğunu önlemek ve şekil bozukluğunu düzeltmektir. Destekleyici tedaviler; fiziksel terapileri, çocuğun kemiklerini güçlendiren biofosfonat ilaçlarını, egzersizleri ve ameliyatı içerir.

Kırılma Bakımı: Kırık kemiklerin dökülmesi, parçalanması ve bağlanması, iyileşmelerini sağlar. Bununla birlikte, uzun süre hareketsizlik, kemikleri daha da zayıflatabilir ve kas kaybına, zayıflığa ve daha fazla kırılmaya neden olabilir.

Fiziksel Terapi ve Güvenli Egzersiz: Fiziksel terapi hedefleri arasında, fonksiyonların genişletilmesi ve sürdürülmesi ve bağımsızlığın teşvik edilmesi yer almaktadır. Tipik bir program kas güçlendirme ve aerobik koşullandırmayı içerir. Fiziksel terapi çoğu zaman, çocuklarda OI ile ilişkili kas zayıflığı nedeniyle yaşadığı motor beceri gelişimindeki gecikmeyi önlemeye başlar. Uyarlanabilir cihazlar gerekebilir. Mesleki terapi, ince motor becerileri ve günlük yaşam için adaptif ekipman seçimi konusunda yardımcı olabilir. OI’lı bir çocuk büyüdükçe ve daha fazla bağımsızlık kazandıkça, uyarlanmış beden eğitimi gibi devam eden fiziksel aktiviteler yarar sağlamaktadır. Ayrıca kemik ve kas kütlesini korumak için güvenli, düzenli egzersizler OI’lı yetişkinler için faydalıdır. Yüzme ve su terapisi, her yaştan OI’sı olan insanlar için çok uygundur, çünkü kırılma riski düşük olan bağımsız hareketlere izin verir. Yürümek, yetenekli olanlar için (hareketlilik yardımı olan veya olmayan) mükemmel bir egzersizdir.

Ameliyat: Kırık bir kemiği onarmak, eğilme gibi kemik şekil bozukluklarını düzeltmek, omurgayı stabilize etmek veya orta kulaktaki küçük kemiği onarmak ve işitmeyi iyileştirmek için cerrahi müdahale gerekebilir. OI’lı birçok çocuk, kırıkları kontrol etmek ve fonksiyona müdahale eden şekil bozukluklarını iyileştirmek için uzun kemiklere metal çubukların yerleştirildiği cerrahi bir prosedürden geçer. Genişletilemeyen ve genişletilebilen çubuklar mevcuttur. Diş telleri ve yürüyüş yardımcıları bazıları için faydalıdır.

İlaçlar: Osteoporozu önlemek ve tedavi etmek için şu anda Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından onaylanan bifosfonat ilaçlar, orta ve ağır OI’lı çocuklarda ve yetişkinlerde kemik yoğunluğunu arttırmak için kullanılmaktadır. Osteoporoz tedavisi için geliştirilen diğer ilaçlar da OI olan yetişkinlerde yaşa bağlı kemik kaybını önlemek için kullanılır. Teriparatid (paratiroid hormonunu temel alan bir ilaç) bunlardan biridir.

Sağlıklı yaşam tarzı: OI’lı insanlar, güvenli egzersiz ve besleyici bir diyet içeren sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemelidirler. Kemik sağlığını korumak için D vitamini ve kalsiyum gibi yeterli miktarda besin alımı gerekir, ancak bu besin maddelerinin ekstra büyük dozlarda kullanılması önerilmez. Ekstra ağırlık iskelete, kalbe ve akciğerlere stres kattığından ve kolayca hareket etme yeteneğini azalttığından sağlıklı kilonun korunması önemlidir. Ek olarak, OI olan insanlar sigara içmekten, pasif içicilikten, aşırı alkol veya kafein tüketiminden ve steroid ilaçlarını kullanmaktan kaçınmalıdır, bunların tümü kemik yoğunluğunu azaltır.

İyi beslenme ve yönlendirilmiş egzersiz, kemik ve kas gücünü optimize etmede anahtardır. Fiziksel ve rehabilitasyon terapisi oldukça faydalı olabilir. Yüzme OI’lı birçok insan için mükemmel bir kondisyon egzersizidir. Kemik iliği nakli, büyüme hormonu kullanımı ve gen tedavisi de dahil olmak üzere diğer tıbbi müdahaleler de incelenmektedir. OI tedavisi, her bir bireyde belirgin olan spesifik semptomlara yöneliktir. Tedavi, semptomları önlemeyi, bireysel hareketliliği sürdürmeyi ve kemik ve kası güçlendirmeyi amaçlar. Şişirilebilir giysiler, özellikle çok küçük çocuklara ek koruma sağlayabilir. Genetik danışma, etkilenen bireyler ve aileleri için faydalı olabilir.

Hastalığın Diğer İsimleri

Cam Kemik Hastalığı

OI (Osteogenesis Imperfecta)

Kırılgan Kemik Hastalığı

Ekman-Lobstein Hastalığı Lobstain Hastalığı (Tip I)

Vrolik Hastalığı (Tip II)

Kaynaklar

Öztürk, M., & Çakir, M. (2011). Osteogenesis imperfecta in adult twins responded to treatment with pamidronate. Turkish Journal of Endocrinology and Metabolism.

Sukumar, S. P., Balachandran, K., Sahoo, J. P., & Kamalanathan, S. (2013). Zebra lines in osteogenesis imperfecta on bisphosphonate therapy. BMJ Case Reports.

Ram, H., Shadab, M., Vardaan, A., & Aga, P. (2014). Fracture of mandible during yawning in a patient with osteogenesis imperfecta. BMJ Case Reports.

http://www.camkemikhastaligidernegi.org/cam-kemik-hastaligi-nedir/ http://www.oif.org/site/PageNavigator/AOI_Facts.html

https://rarediseases.org/rare-diseases/osteogenesis-imperfecta/

http://www.turkjem.org/fulltext/osteogenesis-imperfecta-in-adult-twins-responded-to-treatment-with-

pamidronate-3359

https://www.myvmc.com/diseases/osteogenesis-imperfecta-brittle-bone-disease/ https://www.bilgiustam.com/cam-kemik-hastaligi/

https://ghr.nlm.nih.gov/condition/osteogenesis-imperfect