HANHART SENDROMU

Genel Bilgi

Hanhart sendromu, nadir olarak görülen, yüzün ön bölgesini ve uzuvları etkileyen, çocukluk döneminde ortaya çıkan X kromozomuna bağlı kalıtsal otozomal dominant bir hastalıktır. Hastalık ilk olarak 1932 yılında görüldü fakat, 1950 yılında Dr. Hanhart bu hastalığı uzuv eksikliği ile ilişkilendirdi ve ismi hastalığa verildi. Bu hastalıktan etkilenen insanlar genelde kısa ve tam olarak gelişmemiş dil, eksik ya da tam olarak gelişmemiş el ve ayak parmakları, kol ve bacaklarda bir takım sorunlar ve gelişmemiş çene yapısıyla doğarlar. Uzuv eksikliği genellikle dördünü de kapsar. Hastalık genel olarak fiziksel sorunlara yol açsa da bazı vakalarda zeki geriliği gözüktüğü rapor edilmiştir, bu vakalarda emzirme ve konuşma zorlukları görülmüştür.

Genetik Değişiklikler

Daha önceden bu hastalığa sebep olan spesifik gen veya gen grubu bilinmezken son yıllarda yapılan araştırmalar bu hastalığın sebebinin 16. kromozomda bulunan tyrosine aminotransferaz (TAT) geninde gerçekleşen bir problem olduğu ve bu problemin vücutta tyrosine aminoasidinin birikmesine yol açtığını göstermiştir. Tyrosine aminotransferaz enzimi tyrosine ve fenilalenin’in metabolik indirgenmesinde rol oynar, mutasyon ise 147. Kodonda Alanin aminoasidinin Valin aminoasidi ile yer değiştirmesiyle ortaya çıkar. Şu ana kadar hastalıkla ilişkilendirilmiş tek gen bu gendir.

Belirti ve Senptomlar

Bu hastalıkta çok çeşitli belirti ve semptomlar vardır fakat en sık görünenler;

  • Normalden küçük ağız yapısı, *
  • Kısa ve tamamlanmamış dil,
  • Eksik, kısmen eksik veya normalden kısa el ve ayak parmakları,
  • Mikroginati, retrognati gibi çene değişiklikleri veya kısmen eksik alt çene kemiği, *
  • Yüksek kemerli, dar veya yarık damak,
  • Eksik veya normalden farklı kol ve bacak oluşumu, *
  • Eksik diş,
  • Tükürük bezi eksikliği.

Bu hastalık ile doğan çocuklarda yarı yüz felci görülebilir. Dil veya ağız bölgesi hastalıktan etkilendiyse yeme-içmeyi daha çok zorlaştırabilir. Yukarıda listelenen semptomlar genel semptomlardır, vakaların çoğunda görülür fakat görülmeme ihtimali de vardır. * (Yıldız) ile işaretlenen semptomlar, hastaların %80 ila %99’unda bulunan semptomlardır.

Tirozinemi tip II, tipik olarak yaşamın ilk yılında ortaya çıkan oküler semptomları (vakaların% 75’i) gösterir. Bunlar fotofobi, kızarıklık ve lakrimasyon artışı ile karakterize edilir.

Teşhis Yöntemleri ve Tedaviler

Hastalığın teşhisi genellikle belirtiler ve semptomlara bağlı olarak yapılır. Bazı durumlarda, doğumdan önce ulrason ile bakılırken semptomlar teşhis edilebilir.

Hanhart sendromu vücutta farklı sistem ve parçaları etkileyebileceğinden ötürü tedavi yöntemleri farklı dallardan doktorlar tarafından karar verilip uygulanır. Örnek olarak, uzuv problemleri ameliyat veya protezler ile çözülebilirken ağzın yapısından dolayı ortaya çıkan konuşma sorunları terapiler ile tedavi edilir. Genetik problemi hafifletmek amacıyla düşük tyrozin ve düşük fenilalenin içeren yiyeceklerden oluşmuş bir diyet programı uygulanabilir, bu diyetin 18 aylık bir hastaya 8 gün uygulanmasının ardından yapılan ölçümler 1580 µmol/L tyrosine seviyesinin, 392 µmol/L seviyesine (referans aralık 40-80µmol/L)  düştüğü gözlenmiştir. 1 ayın sonunda, kutanöz ve oküler lezyonların tamamen düzeldiği gözlenmiştir.

                    

Bu görselde hastanın cildinin durumunun diyet tedavisinden önce(solda) ve sonra(sağda) ki durumu gösterilmiştir.

Hastalığın Diğer İsimleri

·        Aglossia-adactylia sendromu,
·        Hanhart sendromu,
·        Jussieu sendromu,
·        Tirozinemi tip II.

Görülme Sıklığı

Hastalığın görülme sıklığı bölgeden bölgeye değişse de genel olarak 1/1.000.000 görülen bir hastalıktır. Aynı soydan gelen bireylerin çiftleşmesi bu hastalığın görülme sıklığını bir miktar arttırıyor, örnek vermek gerekirse; Yahudi topluluğu, Güney İtalya.

Kaynakça
https://rarediseases.info.nih.gov/diseases/68/hanhart-syndrome
https://www.orpha.net/
https://ghr.nlm.nih.gov/
Fanny Locatelli, MD Eve Puzenat, MD et al. Richner-Hanhart Syndrome (Tyrosinemia Type II), 2017.